NE YİYORSAK O’YUZ

İnsanın yarattığı hiçbir şey, insanoğlunun olağanüstü dizaynı ile kıyaslanamaz.  İnsan vücudu öylesine inanılmaz bir mühendislik harikasıdır ki, çalışabilmesi ve hayatta kalabilmesi için vücudumuzun içerisinde her saniye bir şeyler gerçekleşmektedir.  Yenilen gıdalardan yapılan moleküller ile şekillenen insan vücudu, yine yenilen gıdalardan alınan enerji ile bu bizim dışarıdan göremediğimiz işlemlerin olmasını sağlar.

İyi bir sindirim sadece bize uygun doğru gıdaları seçmemizle değil, aynı zamanda tüm sindirim sıvılarının, hormonların da azami besin emilimini sağlaması için sindirim sistemini dengeli tutmakla sağlanır.

Aslında sindirim yemek tabağında başlar.  Yemeği sunumun şekli, kokusu, rengi; beynin sindirim için gerekli olan sıvıları salgılatmasını başlatır.  Ağzımıza ilk lokmayı aldığımızda çiğneme ile mekanik sindirime başlarız.  Ardından mide, ince bağırsaklar ve kalın bağırsaklara doğru olan yolculuk başlar.  Yediklerimiz asitler, enzimler ve bakteriler yardımı ile tanınmayacak parçacıklara ayrılırlar.  Ardından vücut sistemine amino asit, trigliserit ve basit şekerler olarak dahil olurlar.

Bazen ne yediğimiz ile, kimliğimizi ortaya koyarız.  Yemek yeme şeklimiz, yemek alışkanlıklarımız bize sağlığımız ya da psikolojik durumumuz ile ilgili bilgi verir.  Beslenme tarzımız vücudun fiziksel ve duygusal dengesini doğru tutmakta önemli rol oynar.

Hepimizin kendi hayat tarzına uygun beslenme şeklini oluşturması gerekir.  Nerede olursak olalım, kendimize uygun gıdalar ve uygun miktarlar ile beslenmesini alışkanlık haline getirmemiz gerekir.  Doğru beslenme kilo vermek için değil, daha uzun yıllar sağlıklı yaşamak için yapılmalıdır.

Vücudumuz su, yağ, protein, karbonhidrat ve çeşitli mineral ve vitaminlerden yapılmadır.  Eğer özellikle bel bölgesinde fazla yağlanma var ise, yüksek tansiyon, yüksek kolestrol, diyabet, kalp problemleri gibi sağlık problemlerine karşı daha yüksek risk taşıyoruz demek olur.  Vücudumuzun şekli, bizim genel fiziksel sağlığımızın göstergelerinden biridir.

Vücut gıdaları ilaç ya da zehir olarak kabul eder.  Beslenme şeklimiz hastalıklara karşı koruyucu olmakla birlikte obezite, diyabet, kalp hastalıkları gibi metabolik hastalıklar için ciddi bir risk faktörüdür.  Beslenme şeklimiz ile tüm bu hastalıkları uzaklaştırabilir ya da davet edebiliriz.

Hazım problemleri günümüz modern dünyasında o kadar artmıştır ki; birçok insan tarafından artık normal kabul edilmektedir.  Bugün kolon (kalın bağırsak) kanseri oldukça sık duyduğumuz kanser tiplerinden biri olmuştur.

Çeşitli sindirim problemleri için ilaç kullanmak yerine, ilk baştan doğru beslenilmesi koruyucu olacaktır.

Sadece bizim için değil, çocuklarımızın geleceği için de onları sağlıklı beslenmeye alıştırmamız gerekir.  Bugün onlara verdiğimiz her bir çikolata, şeker, ketçap, mayonez, patates kızartması, kola ya da hamburger benzeri ürünler ile onların gelecek sağlığını olumsuz yönde etkilediğimizi bilmemiz gerekir.

Beslenme alışkanlığımızın yemek pişirme alışkanlığımıza da yansıması gerekir.  Yemek pişirirken her bir gram protein ya da karbonhidratın 4 kalori olmasına rağmen tek bir gram yağın 9 kalori olduğunu unutmamamız gerekir.  Kızartma yerine, ızgara, buharda pişirme ya da haşlama alışkanlıkları kazanılmalıdır.  Beslenme alışkanlıklarımızdaki yağ ve şeker çıkartılmalı, onun yerine lif ve su kullanımı arttırılmalıdır.  Doğaya ve kendimize yardım etmek için mümkün olduğunca konserve benzeri hazır gıdalardan kaçınılmalıdır.
Eğer beslenme alışkanlıklarımızı büyük annelerimiz/babalarımız, köklerimiz gibi dengeli, yöresel ve organik ürünler yemeye adapte edebilirsek, daha sağlıklı ve uzun bir hayat yaşamak kolaylaşacaktır.